June 7th, 2008 · Comments Off
Tam adı Albert Gustaf Aristides Edelfelt. Finlandiyalı Ressam
Babası Carl Albert Edelfelt mimardı. Ailesinin dostu olan Johan Ludvig Runeberg’in şiir dilini takdir ediyordu. Runeberg ile arkadaşlığı Edelfelt’i oldukça etkiledi. Resimlerine Finlandiya tarihini yansıtmaya başladı. Runeberg’in “The Tales of Ensign Stål” adlı kitabına özel resimler koydu. Runeberg’in bu kitabı epik şiirlerden oluşuyordu. Antwerpen’de (1873 - 1874), Paris’te (1874 - 1878) ve St. Petersburg’da (1881 - 1882) sanatla ilgili ders aldı.
Bir barones olan Ellan de la Chapelle ile evlendi. Ondan bir çocuğu oldu.
Edelfelt uluslar arası ün kazanan ilk Finlandiyalı ressamlardandır.
Tags: Uncategorized
June 7th, 2008 · Comments Off
Ubinas, Peru’nun güneybatısında bir volkan. Dağ 5672 metre yüksekliğinde olup, Moquegua bölgesinde bulunur. Başkent Lima’nın 900 Kilometre güneyinde kalır. Koordinatları: 16°21′18″G, 70°54′11″B B. Eteklerinde Querapi şehri bulunur.
2006 yılından önceki son faaliyeti 1956′da olmuştur. Nisan beri 2006 Ubinas kül püskürtmekte ve patlama tehtidinde bulunmaktadır.
Tags: Uncategorized
June 6th, 2008 · Comments Off
Milli Ülkü (gazete), Nisan 1967 tarihinde Kayseri’de yayınlanmaya başlayan günlük siyasi gazetedir. 57×82 ebat ve 4 sayfa olarak çıkarılan gazete, kurşun hurufat (harfler) kullanılarak el dizgisi ile diziliyor ve kağıtları manuel olarak makineye verilip, tipo tekniği ile basılıyordu. Milliyetçi-muhafazakâr içerikli gazetenin başlığı bayrak kırmızısı, metin ve resimleri ise siyah renkli olup, resimler aliminyum veya ahşap altlıklara yapıştırılarak baskıya hazırlanan sayfa düzeninde yer almaktaydı. Milli Ülkü (gazete), Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi (Sonradan ismini Milliyetçi Hareket Partisi olarak değiştirdi.) Genel Merkezi vasıtası ile Kayseri dışındaki birçok adrese ptt yoluyla da gönderiliyor; böylelikle yaygın basının CKMP’ye fazla yer ayırmamasına çözüm bulmaya çalışılıyordu.
O tarihte Kayseri’nin 5. yerel gazetesi olan Milli Ülkü’nün, “Mehmet Akol-Şaban Çiftlikçioğlu-Hasan Sami Bolak-Mustafa Yıldırgan” ortaklığı adına imtiyaz sahibi Mehmet Akol; Başyazarı ve Yazı İşleri Müdürü ise Hasan Sami Bolak’tı. Temmuz 1969 tarihinden itibaren Hasan Sami Bolak’ın ortaklık ve Yazı İşleri Müdürlüğü’nden ayrılmasından sonra bir kaç kez el değiştirerek 10 yıl kadar yayınına devam edip, daha sonra kapandı.
Tags: Uncategorized
June 6th, 2008 · Comments Off
José Victoriano González-Pérez (23 Mart 1887, Madrid – 11 Mayıs 1927, Sur Seine), bilinen adıyla Juan Gris, hayatının büyük bölümünü Fransa’da geçirmiş olan ünlü İspanyol ressam ve heykeltraştır. Eserleri, devrinde yeni ortaya çıkmaya başlayan Kübizm çizgisindedir.
Önce Madrid’de Zanaat ve Sanayi okulunda öğrenim gördü. O tarihten sonra ressam olarak, pergel cetvel ve gönye gibi araçları yanından ayırmadı. 1906‘da Paris‘te Assiet te Au Beurre ve Chavari dergilerinde desenler yayımladı. 1911 yılını Braque, Picasso, Manolo ile birlikte Ceret‘de geçirdi.
Yalın ve ciddi bir sanat anlayışı içinde ilk kübist tablolarını yaptı. Paris Art Modern müzesinde eserleri vardır. Max Jacob, Raymond Radiguet, Armand Salacrou‘nun çeşitli eserlerine litografi veya ofort resimler yaptı. 1924‘te Diaghilev yönetimindeki rus balesinin Çoban Kızının Baştan Çıkışı, Güvercin, eksik kalmış bir eğitim adlı eserlerinin dekorlarını ve kostümlerini hazırladı.
Tags: Uncategorized
June 6th, 2008 · Comments Off
Herhangi
bir malzemenin dielektrik katsayısı, boşluğun dielektrik katsayısına göre oranlanır ve ortaya çıkan yeni katsayıya bağıl dielektrik (yalıtkanlık) sabiti adı verilir.
Bağıl dielektrik sabiti tamamen deneysel olarak elde edilir. Aynı fiziksel koşullara sahip bir ortamda, aynı iki metal plaka arasına aynı uzaklık bırakılır. Plakalar arasına aynı gerilim uygulandığı zaman, öncelikle yalıtkan olarak vakum kullanıldığında aldığı kapasite bulunur, sonrasında yalıtkan olarak farklı bir malzeme kullanıldığında aldığı kapasiteyle oranlanır. Kısaca, vakumun yalıtkanlığı temel alınarak diğer malzemelerin yalıtkanlığı buna göre kıyaslanır. [1] EMO - Teknik Bilgiler İnternet Sitesi Bir yalıtkan malzeme bağıl dielektrik sabiti oranında, vakuma göre daha fazla yük depolar.
Notlar
Tags: Uncategorized
June 6th, 2008 · Comments Off
Ligny meydan muharebesi 16 Haziran 1815 tarihinde, ünlü Waterloo Savaşı’ndan iki gün önce gerçekleşti. Napoleon ve ünlü Fransız Grande Armée ordusu ile marşal Blücher Prusya (Preußen) ordusu savaş meydanında karşılaştılar.
Ligny meydan muharebesi Napoleonun son zaferi oldu. Napoleon ve ordusu bu savaşda galip
çıktı. Ama Napoleon, Blücher ve Prusya ordusunun tümünü etkisiz hale getiremedi ve bu neden ile iki gün sonra olacak olan Waterloo savaşında Napoleon vahim sonuçlar ile kaşılaştı.
Tags: Uncategorized
June 6th, 2008 · Comments Off
Moulin Rouge (Fransızca: Kırmızı Değirmen) Fransa’da bulunan ünlü bir gece kulübü - kabaredir. 1889 yılında Joseph Oller tarafından yapılmıştır. Paris’in Pigalle semtinde, Boulevard de Clichy üzerindedir.
Moulin Rouge üzerindeki kırmızı yel değirmeni ile dünyaca ünlüdür ve aslında bir özel teşebbüs olmasına rağmen Fransız kültüründe sembolleşmiş bir yere sahiptir. Kırmızı değirmeni, elit erotik şovları, yetişkinlere yönelik orijinal eğlence programlarını ve ünlü kan-kan dansını görmek için yıl boyunca gelen pek çok turisti ağırlar.
Orjinal sahne şovları ve binanın dizaynı tarihi boyunca dünyadaki benzerlerini etkilemiş ve pekçok tarzın öncülüğünü yapmıştır. Bu tarihsel süreç girişte sıralanmış panolarda resimler ve çeşitli dillerde yazılmış açıklamalarla özetlenmiştir ve Moulin Rouge’un yaşayan bir müze olduğunu hatırlatır.
Tags: Uncategorized
June 6th, 2008 · Comments Off
Başköy, Kayseri ilinin Yeşilhisar ilçesine bağlı bir köydür.
Tarihi
(Köyün adının nereden geldiği ve geçmişi hakkında bilgi yoktur)
Baskoy iki vadi arasinda olan bir koydur. Koyun arasindan irmak akar o sebebten koyun ortasi yesiliktir ve harimlar bulunmaktadir.
Osmanli zamaninda rum koyu’mus, bunu koyun bir cok yerinden hala geri gore bilirsiniz. Koyun icinde ve koyun karsinda kilise bulunmaktadir. Osmanli zamaninda karsi taraftaki kilise o zamanin o bolgede bulunan en buyuk kilisesiymis. O tarihlerde cogu civar koylerden rumlar o kiliseye ibadete gelirlermis. Su anda karsida olan kilise maden avculari yuzunden yikilmis bulunmaktadir.
Koyun icindeki kiliseyi ise bir cami olarak kulanilmaktadir.
Cumhuriyet doneminin baslarinda ve Osmanli doneminin sonlarinda rumlari turkiye disina ve gocmen muslumanlari da Basköye yerlestirmisler. Su anda koyun yarisi Bosnak muslumanlar ve bir yarisi ise yerli halk la doludur. Ama zaman icinde koyun gencleri is sorunu yuzunden koyu ter etmisdir.
Su anda koyun tarihi evleri yikilmak uzeriler.
BAŞKÖY'E GELMENİZ HERŞEYİ GÖSTERİR
DOĞA GÜZELLİKLERİ VE HALKININ MÜTEVAZİ TUTUMUNU GÖRMEK İCİN LÜTFEN GELİN
DERİNKUYU YOLU 23, KM
Coğrafya
Kayseri iline 85 km, Yeşilhisar ilçesine 18 km uzaklıktadır.
İklim
Köyün iklimi, karasal iklimi etki alanı içerisindedir.
Nüfus
| Yıllara göre köy nüfus verileri
|
| 2007
|
|
| 2000
|
408
|
| 1997
|
479
|
Ekonomi
Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.
EĞER PATATES ALMAK İSTERSENİZ 0352 657 47 80
Muhtarlık
Yerleşim yerinin köy tüzel kişiliği alması ile birlikte köyün tüzel kişiliğini temsil etmesi için köy muhtarlık seçimleri de yapılmaktadır.
Seçildikleri yıllara göre köy muhtarları:
- 2004 - Hamza Kapusuz
- 1999 -
- 1994 -
- 1989 -
- 1984 -
Altyapı bilgileri
Köyde ilköğretim okulu vardır. Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi yoktur. Ptt şubesi ve ptt acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.
Tags: Uncategorized
June 6th, 2008 · Comments Off
Mehmet Şadi Çalık (d. 1917, Kandiye - ö. 24 Aralık 1979, Girit), Türk heykeltraş.
İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’nde 1940 ile 1948 yılları arasında profesör Rudolf Belling’in öğrencisi oldu. 1950-1951 yıllarında Paris’te çalıştı. Sonra, Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Heykel Bölümü’nde öğretim üyesi oldu. Alçı, tunç, demir ve tahta gibi çeşitli malzemelerle yaptığı heykelleri, İstanbul Resim ve Heykel Müzesi ile çeşitli koleksiyonlarda yer aldı. Eserleri arasında, Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nde yer alan Atatürk anıtı. İstanbul Ticaret Odası için yaptığı bakır ve taş rölyefler, İzmir Kültür Park’taki heykelleri, Asaf Halet Çelebi büstü ve İstanbul Belediye Sarayı süslemeleri dikkat çeker. Geleneksel bir klasisizmden başlayarak gitgide daha soyut bir anlayışa yönelen Çalık’ın eserlerinde, sadelik ve açıklık ön plandadır.
Tags: Uncategorized
June 6th, 2008 · Comments Off
Hüseyin Avni Lifij (1886, Samsun - 2 Haziran 1927, İstanbul), Çerkes ressamdır. Simgeci (sembolist) bir yaklaşımla lirik resimler yapmıştır.
Resme ilgisi çocuk yaşlarda başladı. Doğumundan kısa bir süre sonra ailesi İstanbul’a geldi. Nümune-i Terakki Mektebi’nde (İstanbul Lisesi) eğitim gördüğü yıllarda ilk resimlerini yaptı. Kısa süre sonra Sanayi-i Nefise Mektebi’nde eğitim gördü, sonra Osman Hamdi Bey’in önerisi üzerine Şehzade Abdülmecit tarafından Paris’e gönderildi.
1909-1912 arasında, akademik anlayışta resimler yapan Fernand Cormon’un atölyesinde öğrenim gördü. Ancak bu atölyedeki katı kuralcı tutumu benimsemedi, simgeci Fransız ressam Puvis de Chavannes’ı kendine model aldı.
1912′de Osmanlı’ya döndü ve 1923′e değin çeşitli liselerde resim öğretmenliği görevinde bulundu. 1914-1918 arasında dönemi hükümetince Şişli’de kurulan bir atölyede Nazmi Ziya, Namık İsmail, Hikmet Onar ve İbrahim Çallı ile birlikte bir süre çalıştı, savaş resimleri yaptı. 1924′te sanayi-i Nefise Mektebi’nde öğretmen oldu. 1926′da bir ay Paris’te kaldı ve dekoratif sanatlar öğretimi ile ilgili incelemeler yaptı. İstanbul’a döndükten sonra aynı kurumda süsleme dersleri verdi.
Lifij romantik ve simgeci yaklaşımı ile 1910 kuşağı sanatçılarından farklı bir üslup geliştirmiştir. Daha çok akşam ışıkları içinde resimlediği manzaraları izlenimci (empresyonist) bir yaklaşımı anımsatsa da, bunlardaki doğa, İzlenimciler’in bilimsel renk çözümlemeleriyle baktıkları doğadan farklı, ışığın bur anlık değişimiyle yakalanan bir zaman kesitidir.
Lifij renkleri ustaca kullanarak ışığın gizemli etkisiyle şiirsel bir atmosfer yaratmıştır. Işığı renklere ayrıştırmasıyla izlenimci, özellikle büyük figürlü kompozisyonlarındaki kurgu ve desenleriyle akademik konuları ele alış biçimiyle de simgeci bir tutum içinde olmuştur. Ancak bütün bu özelliklerin bireşimi niteliğindeki resimi sonuçta daha çok simgecilere yaklaşır. Lifij yağlıboya çalışmalarının yanı sıra çok sayıda figür, yapı ve doğa desenleri de çizmiştir.
Tags: Uncategorized
June 6th, 2008 · Comments Off
Jusepe de Ribera ya da Jose Ribera (d. 1591, Jativa - ö. 1652, Napoli), İspanyol ressam ve gravürcü.
Valencia’da öğrenim gören Jose Ribera (Lo Spagnoletto da denir), 20 yaşında İtalya’ya giderek bir daha ülkesine dönmedi. İtalya’da Caravaggio ve Corregio’nun etkisinde kalmakla birlikte, İspanyol resminin özelliklerini de bırakmadı. Acılı olayların ve insanlığın umutsuzluğunun ressamı olarak ün salıp, acıyı yer yer bayağılığa kaçan bir gerçekçilikle yansıttı.
Tags: Uncategorized
June 6th, 2008 · Comments Off
Deniz örümcekleri (ya da Lat. Pantopoda), denizel örümcekleri kapsayan Eklembacaklılar şubesine ait bir sınıftır.
Dünyanın her yerinde görülmekle birlikte, çoğunlukla Akdeniz, Karayipler, Arktik ve Antartika okyanusunda bulunurlar.
Yaklaşık olarak 1000 bilinen türü vardır. 7000 metreye kadar derinlikte yaşayabilirler.
Tags: Uncategorized
June 5th, 2008 · Comments Off
Yaşıyorum, Soner Arıca’nın 1995 yılında yayınladığı müzik albümü.
Albümdeki şarkılar
- Derbeder, (Söz:Soner Arıca, Müzik: Soner Arıca & Sezgin Gezgin, Düzenleme: Sezgin Gezgin)
- Yanımda Yer Var, (Söz: Soner Arıca, Müzik & Düzenleme: Sezgin Gezgin)
- Beni Bırakma, (Söz: Soner Arıca, Müzik: Salih Duman, Düzenleme: Sezgin Gezgin)
- Oyun Bitti, (Söz: Soner Arıca, Müzik & Düzenleme: Sezgin Gezgin)
- Bu mu Sevda, (Söz: Soner Arıca, Müzik: Soner Arıca & Sezgin Gezgin, Düzenleme: Sezgin Gezgin)
- Yaşıyorum, (Söz: Soner Arıca, Müzik & Düzenleme: Sezgin Gezgin)
- Yalvarma, (Söz: Soner Arıca, Müzik & Düzenleme: Deneb Pinjo)
- Gözbebeğimsin, (Söz & Müzik: Soner Arıca & Sezgin Gezgin, Düzenleme: Sezgin Gezgin)
- Kapını Çalan Benim, (Söz: Soner Arıca, Müzik & Düzenleme: Sezgin Gezgin)
- Yüreğime Ektim Seni, (Söz: Mustafa Kalaycıoğlu, Müzik: Mustafa Budan, Düzenleme: Sezgin Gezgin)
Tags: Uncategorized
June 5th, 2008 · Comments Off
Zdzisław Beksiński (d. 24 Şubat 1929, Sanok-Varşova-Polonya – ö. 21 Şubat 2005, Varşova) Polonyalı ressam, fotoğraf sanatçısı.
Fantastik dışavurumcu eserleriyle tanınan Beksinski, Rüyaların Fotoğrafları adlı soyut çalışmasıyla meşhur olmuştur. Oğlunun bir arkadaşı yardımıyla, iki genç tarafından Varşova’daki evinde saldırıya uğramış, bıçaklanarak öldürülmüştür.
Polonyanın güney taraflarında Sanok kentinde doğdu. Kraków’da Mimarlık eğitiminden sonra 1955’te Sanok’a döndü. Bu eğitimden sonra birkaç yılını nefret ettiği şantiye şefliğinde harcadı. O dönemde sanatsal fotoğraf ve fotomontaj, heykeltıraş ve resimle ilgilenmeye başladı. Heykeltıraşını sıva, metal ve telden yapardı. Onun fotoğrafçılığı farklı temalara sahip, geleceğindeki resimleri meydana çıkaran , pörsük yüzleri, manzaraları ve nesneleri çok inişli çıkışlı bir dokuda gösteren vurgulamayı (özellikle ışıklar ve gölgelerin hilesi ile) denedi. Fotoğrafçılığı aynı zamanda rahatsızlık verici imgeleri, yüzü kopuk sakatlanmış oyuncak bebek, yüzü olmayan ya da yüzü bandajlarla sarılmış insanlar gibi portreleri betimledi.
Daha sonra, ressamlığa yoğunlaştı. İlk resmi soyut sanattı ama 1960’lar boyunca sürrealist esinlerin etkisi daha görülebilirdir. 1970’lerde içine girdiği “fantastik dönem” olarak adlandırdığı dönem 1980’lere kadar sürdü. Bu onun en iyi bilinen dönemidir, rahatsızlık verici imgeleri oluşturduğu sıralarda sürrealistik, kıyamet sonrası çok detaylı ölüm, çürüme manzaralarıyla, iskeletler ile dolu manzaralar, biçimsizleşmiş vücut ve çöller gösterdiği dönemidir. Bu resimler oldukça detaylıydı, belirgin hassasiyetiyle (özellikle pürüzlü yüzeylere çizdiğinde) resmetti. Onun yüksek detaylı çizimleri çoğunlukla oldukça büyüklerdi ve Ernst Fuchs’un karmaşıklığında ve saplantılı bazı çalışmalarını çok yakından hatırlatır. Acımasız sezinlenen şeylere rağmen o bu resimlerin kimilerinin yanlış anlaşıldığını öne sürdü; onun düşüncesine göre onlar oldukça iyimser ve hatta gülünçtü.
Sergileri çok başarılılığını ispatladı. 1964’te Warsaw’daki ünlü bir sergide ilk büyük başarısını kanıtladı, tüm resimleri satıldı. 1980’lerde çalışmaları Fransa’da kazandığı popülerlik Piotr Dmochowski’nin gayretlerinden ötürü Batı Avrupa, Birleşmiş Milletler ve Japonya’da mühim başarılar kazandı.
Beksiński sonunda kendini tutkuyla resme verdi, sürekli çalıştı(her zamam klasik müziğin ezgilerinde) Daha sonra Çağdaş Polonya Sanatı’nda öncülük eden biçimlere öncülük etti.
1977’de Warsaw’a taşınmadan önce, kendi avlusundaki çalışmalarından şeçmeleri hiçbir belge bırakmadan yaktı. Daha sonra diğerleri yetersiz bulunduğunda bu çalışmalardan bazılarının “çok özel” olduklarını ve insanların görmelerini istemediğini iddia etti. 1980’ler Beksiński’nin geçici dönemidir. Sanatının 1990’lardaki ilk zamanlar ıçoğunlukla sürreal portreler ve çaprazlamanın serilerinden ibaretti. Bu serilerdeki resimler onun bilinen ” fantastik dönem” inden daha az savurgan ancak daha etkili idi. 1990’ların son yarısında bilgisayarları, interneti ve dijital fotoğrafçılığı keşfetti ölümüne kadar bir araç olarak odaklandı.
Beksiński hep resimlerini ve çizimlerini sırasıyla ”Barok” ve “Gotik” adını verdiği iki tarzdan herhangi birinde yürüttü. İlk baskın gösterimi ikinci formdadır. Son beş yıl boyunca oluşturduğu resimler içindekiler daha daha yaygın olan“Gotik” olarak uygulandı öyle ki diğer tarz hemen hemen kaybolmuştu.
1990’ların sonu Beksinski için tam deneme zamanıydı. Karısı Zofia 1998’de öldü; bir yıl sonra 1999 noel arifesinde oğlu Tomasz (popüler bir radyo sunucusu, müzik muhabiri ve film çevirmeni) kendini öldürdü. Cesedini Beksiński buldu. Oğlunun ölümünü kabullenmek olanaksızdır, duvara iğnelenmiş bir zarf bulundurur ”Tomek için şayet kovaya vurursam”
Tags: Uncategorized
June 5th, 2008 · Comments Off
Deniz örümcekleri (ya da Lat. Pantopoda), denizel örümcekleri kapsayan Eklembacaklılar şubesine ait bir sınıftır.
Dünyanın her yerinde görülmekle birlikte, çoğunlukla Akdeniz, Karayipler, Arktik ve Antartika okyanusunda bulunurlar.
Yaklaşık olarak 1000 bilinen türü vardır. 7000 metreye kadar derinlikte yaşayabilirler.
Tags: Uncategorized